Belden aşağı düzenekle Saadet'ten oy çalma hesapları
Hem, “Ülke uçurumun kenarında diyorsunuz” hem de 13 yıldır ülkeyi uçurumun kenarına sürükleyenler İÇİN YALANLA oy devşiriyorsunuz!
31 Ekim 2015 - 04:31 - Güncelleme: 31 Ekim 2015 - 04:37
Hem, “Ülke uçurumun kenarında diyorsunuz” hem de 13 yıldır ülkeyi uçurumun kenarına sürükleyenler İÇİN YALANLA oy devşiriyorsunuz!
Yola “gömleği çıkardık” ilanıyla çıktılar… Bu ilan bu vatanın evlatlarına, bu millete değil, yeni yol arkadaşlarına bir güven maksadıyla yapılmıştı. Gömleği çıkarttıklarını yani artık Milli Görüşçü olmadıklarını ilan etmekle; güçlünün zayıfı ezdiği, azgın azınlığın mazlum çoğunluğu sömürdüğü, faiz sisteminin vampirleştirildiği kurulu zulüm düzenine, Batılın hükümranlığına “Tehdit olmayacaklarının güvencesini” veriyorlardı müstakbel dostlarına…
İFTİRA VE YALANLA BAŞLAYAN YOLCULUK
Batılı yeni dostlara bu mesaj verilirken, içeride de yıkıcı çalışmalar akıl sır erdirilemeyen yalanlarla yürütülüyordu. Milli Görüş’ü durdurmak ve parçalamak görevi bir takım hokkabazlıklarla ifa edilmeye başlanmıştı. Kapalı kapılar ardında tepkileri savuşturmak, dava insanlarını kandırmak için, “Biz Erbakan Hoca’yı Cumhurbaşkanı yapacağız” diyorlardı. Düşünebiliyor musunuz; kimi yerde “Erbakan Hoca 28 Şubat’ta dik duramadı” iftirasını atıyorlardı, kimi yerde de suret-i haktan görünme hokkabazlığına başvurup “Biz Erbakan Hoca’yı Cumhurbaşkanı yapacağız” yalanına sarılıyorlardı. Böylesine çirkin iftiralarla, yalanlarla başlanmıştı.
13 YILDIR AYNI HOKKABAZLIKLAR
Aradan 13 yıl geçti… Yola çıktıklarını yolda bulduklarıyla değişenler, bu yeni dostluklarla iktidar olmuşlardı. Tek başına 13 yıllık bir iktidar! Makam! Güç! Zenginlik! Medya! Her şey vardı… 13 yıl sonra bugün yine aynı yalanlar, aynı oyunlar, aynı hokkabazlıklar… 13 yıl sonra bugün söyleyebildikleri tek argüman: “Ülke uçurumun kenarında.”
TEHLİKE ÇOOOOK BÜYÜK
Vicdanınızı rahatlatmak için hep aynı yönteme başvuruyorsunuz… Haklısınız ÜLKE UÇURUMUN KENARINDA… Evet maalesef bölünmenin eşiğindeyiz… Devleti yönetenler Sivas’tan öteye gidemiyor, gitmek isteyenlere de müsaade etmiyor. Terör örgütlerinin vergi dairesi ve hatta mahkemeleri var. Doğu-Güneydoğu’da halkı kendi mahkemelerinde yargılıyorlar, kendi vergi dairelerine yönlendiriyorlar. Ve hatta bölgedeki kamu görevlilerine tebligat yapıp kendi mahkemelerinde yargılanmak üzere davet gönderiyorlar. Tehlike çokkk büyük… Hem de hiç olmadığı kadar..
ÜLKEMİZ, NAMUSUMUZ, CANIMIZ TEHLİKEDE...
Hangi gün kaç askerimizi, polisimizi şehit etmek isterlerse şehit ediyorlar. Maalesef, devletimizin tepesindeki isimler, Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşlarımızdan yardım isteyecek kadar zor durumda... Ekonomik kriz belki de en son dillendirilmesi gereken mesele… Çünkü, hemen yanı başımızda ayağımızın tökezlemesini bekleyen akbabalar üşüşmüş durumda! Bir taraftan terör örgütleri diğer taraftan da Rusya ve Amerika güney komşumuz artık. Ülkemiz, namusumuz, canımız tehlikede… Tehlike çokkk büyük… Hem de hiç olmadığı kadar..
IRAK, LİBYA, SURİYE 13 YIL ÖNCE BÖYLE MİYDİ?
Irak’ta tam 2 milyon kardeşimiz katledildi. Irak’a ilk bomba sabah ezanı okunurken atıldı, Saddam Hüseyin Kurban bayramı arifesinde idam edildi. Irak, 3’e bölündü. Mezhepsel savaşların merkezi oldu. Libya’nın akıbeti de Irak’tan farklı olmadı. Ve hatta Kaddafi’nin de… Saddam idam edilmişti ama Kaddafi dövülerek öldürüldü. Suriye’de şimdi Esad’lı geçiş masada. Ama 400 bin insan toprağa düştü. Milyonlarcası evinden yurdundan oldu. Suriye ise küresel güçlerin bilek güreşi yaptığı bir alana döndü. Tehlike çokkk büyük… Hem de hiç olmadığı kadar…
BİR ADIM SONRASI UÇURUM
Ekonomik olarak çok krizler atlattık… Terör, gemi daha önce de azıya aldı… Ülke defalarca siyaseten kilitlendi. Ve hatta dış kaynaklı sorunlarla da boğuştuk. Ama tüm bu olup bitenler farklı zamanlarda ve teker teker gerçekleşti. Ama bugün bu saydıklarımızın tamamı aynı zaman diliminde kafamıza yumruk gibi iniyor… Evet haklısınız ülkemiz ve hatta ümmeti Muhammed büyük tehlike altında. Uçurumun hemen dibinde. Bir adım sonrası uçurum. Tehlike çokkk büyük… Hem de hiç olmadığı kadar..
KANALLARDAN AHLÂKSIZLIK AKIYOR
13 yıldır televizyon kanallarından ahlâksızlık akıyor.. Aile içi sapkınlıklar iktidarın kanallarında “dizi dizi” oynatılıyor. Aileler boşanıyor.. Evlatlar analarını-babalarını boğazlıyor… Bonzai vak’aları çocuklarımızı tehdit ediyor. Müslümanlar hızla dünyevileşiyor.. Toplum temelden çöküyor. Tehlike çokkk büyük… Hem de hiç olmadığı kadar.
BU TABLO KİMİN ESERİ?
Yukarıda saydığınız tüm gerekçelerde HAKLISINIZ… Ama şu soruyu hiç kimse dönüp de VİCDANINA sormuyor… Peki bu olup bitenlerin istisnasız tamamının altında kimin imzası ve katkısı var. Gözlerinizi kapatıp 1 dakika düşünün ve elinizi vicdanınıza koyun. Bu arabayı uçurumun kenarına kim getirdi.
YİNE BELDEN AŞAĞI DÜZENEKLE SAADET'TEN OY ÇALMA HESAPLARI
Bir seçime daha 2 gün kaldı. Seçimlere sayılı saatler kala Milli Görüş’e karşı her seçim döneminde yürütülen “bel altı ahlâksız” çalışmalar bu seçimde de kendisini gösterdi. Bir seçim “ergenekoncu”, bir diğer seçim “Esadçı”, bir başka seçim “paralelci” iftiralarıyla Saadet Partisi’ne yönelen seçmenler etkilenmeye çalışıldı. Hatırlarsanız bir seçimde de Erbakan Hocamıza istinaden AKP’lilere “Bizansın torunları” dediği yalanı köpürtülmüştü. Dikkat ediyor musunuz, hiçbir Ak Partili yetkili çıkıp da ekranlarda Saadet Partisi’ne söz söylemiyor! Hiçbiri Saadet Partisi ile polemiğe girmiyor.. Çünkü AKP, Saadet ile girilecek her polemiğin altında kalacağını biliyor. Zira hırsız ev sahibinin karşısına hiçbir yerde çıkmaya cesaret edemez!
Strateji belli: AK Partililer susacak, Milli Görüş tabanını etkileyebilecek kişiler tavlanacak!... Saadet’in üzerine hep tavlanmış isimler sürülecek.. Bu da seçime son üç-beş gün kala yapılıyor. Her seçim öncesinde de maalesef birini tavlamayı başarıyorlar.. AKP’nin günahlarını örtmek ve böylece Saadet Partisi’ne gidecek seçmen kitlesini tutmak görevi her dönem farklı isimlere veriliyor. 1 Kasım’a saatler kala yine aynı taktik sahneye kondu. Yine namertçe! Yine belden aşağı bir düzenekle Saadet Partisi’nin oylarını nasıl çalarız derdine düşüldü. Denildi ki, “Bizim görüşümüz belli ama oyumuzu Başbakana vereceğiz.” Mahmut Efendi Hazretleri’nin böyle bir kararı ve açıklaması yokken böyle bir oyunun bir parçası olunması hem düşündürücü hem de üzüntü verici!... Bir tarafta AB’nin bütün normlarını Türkiye’ye taşıyan AKP, diğer tarafta Erbakan Hocamızın, “Milli Görüş’ün tek temsilcisi” dediği ve vuslatında da genel başkanlığını yaptığı, İslam Birliği hedefini gözeten Saadet Partisi. Bir tarafta Hilary Clinton ile ‘çak ortak’ pozu veren Başbakan! Peki hangi izanla hem Milli Görüşçü olacağız hem de AKP’nin başındaki Başbakan’a oy vereceğiz! Bakara Suresi’ne, Kur’an’a hakarete yeltenen bir Egemen Bağış’a sahip çıkan AKP’ye hangi ölçüyle oy vereceğiz! İnsaf! Herkes konuşur ama bir Hoca konuşurken kahvehanedeki insan gibi konuşmaz, konuşamaz! Herkes konuşur ama bir Hoca bin kez düşünür bir kez konuşur! Üzerinizdeki Milli Görüş camiasının, Erbakan Hocamızın, Mahmut Efendi Hazretlerinin hakkını yok sayıyorsanız; sarığınızın, cübbenizin ve sakalınızın da bir hakkı var bilesiniz. Ve bari o hakkı yok saymasaydınız…

Strateji belli: AK Partililer susacak, Milli Görüş tabanını etkileyebilecek kişiler tavlanacak!... Saadet’in üzerine hep tavlanmış isimler sürülecek.. Bu da seçime son üç-beş gün kala yapılıyor. Her seçim öncesinde de maalesef birini tavlamayı başarıyorlar.. AKP’nin günahlarını örtmek ve böylece Saadet Partisi’ne gidecek seçmen kitlesini tutmak görevi her dönem farklı isimlere veriliyor. 1 Kasım’a saatler kala yine aynı taktik sahneye kondu. Yine namertçe! Yine belden aşağı bir düzenekle Saadet Partisi’nin oylarını nasıl çalarız derdine düşüldü. Denildi ki, “Bizim görüşümüz belli ama oyumuzu Başbakana vereceğiz.” Mahmut Efendi Hazretleri’nin böyle bir kararı ve açıklaması yokken böyle bir oyunun bir parçası olunması hem düşündürücü hem de üzüntü verici!... Bir tarafta AB’nin bütün normlarını Türkiye’ye taşıyan AKP, diğer tarafta Erbakan Hocamızın, “Milli Görüş’ün tek temsilcisi” dediği ve vuslatında da genel başkanlığını yaptığı, İslam Birliği hedefini gözeten Saadet Partisi. Bir tarafta Hilary Clinton ile ‘çak ortak’ pozu veren Başbakan! Peki hangi izanla hem Milli Görüşçü olacağız hem de AKP’nin başındaki Başbakan’a oy vereceğiz! Bakara Suresi’ne, Kur’an’a hakarete yeltenen bir Egemen Bağış’a sahip çıkan AKP’ye hangi ölçüyle oy vereceğiz! İnsaf! Herkes konuşur ama bir Hoca konuşurken kahvehanedeki insan gibi konuşmaz, konuşamaz! Herkes konuşur ama bir Hoca bin kez düşünür bir kez konuşur! Üzerinizdeki Milli Görüş camiasının, Erbakan Hocamızın, Mahmut Efendi Hazretlerinin hakkını yok sayıyorsanız; sarığınızın, cübbenizin ve sakalınızın da bir hakkı var bilesiniz. Ve bari o hakkı yok saymasaydınız…

BİLİYORUZ Kİ, bir toplumun bozulması ulema ve ümeranın bozulmasıyla başlar. Bu konumdaki insanlar sadece kendilerini değil, kendilerine güvenen insanları da tehlikeye atarlar. Tekraren dikkat çekelim! İsmail Ağa cemaati üç beş hoca efendinin güdümündeki bir camia değildir. Allah (c.c.) hayır ve uzun ömür versin; Mahmut Efendi Hazretleri hâlâ hayatta elhamdülillah! O’nun müsaadesi olmadan, O’nun kabulü olmadan bir grup hoca toplanıp da kendi nefislerince, kendi hesaplarınca nasıl böyle açıklamaya yeltenebiliyor! Efendi Hazretlerinin böyle bir kararı ve ihvanına böyle bir telkini kesinlikle yok! Efendi Hazretleri’ni ve İsmailağa İhvanı’nı AKP’nin günahlarına ortak etmenin mesuliyetini taşıyabilecek misiniz? Peki siz kim adına konuştunuz? Ya da kim adına konuşturuldunuz?
Aslında “Hocalar”ın biraraya gelip aldıkları karardan çıkan sonuç: AKP’ye oy vermek caiz değildir. Çünkü doğrudan doğruya AKP’ye oy istenememiş, maksatları için “Başbakan” denilebilmiştir.
“Makam isteyene makam, para isteyene para, laf isteyene laf” düzeneğinin parçası olmaktan, Hakk ile Batılı birbirine yaklaştırmaktan, insanları bozuk düzenin bekçiliğine davet etmekten Allah (c.c)’a sığınırız… Biz kardeşimizi severiz ama davamızı daha çok severiz. Erbakan Hocamızın emaneti olan, bu milletin kurtuluş reçetesi olan, ümmetin tek umudu olan Milli Görüş davasına karşı yeltenilecek her haksızlık karşılığını bulur. Millî Gazete olarak, Milli Görüş’e her ne maksatla olursa olsun zarar verecek hiçbir hareketi cevapsız bırakmayacağımızı, gereğini yapacağımızı ve bugüne kadar yaptığımızı dost düşman biliyoruz elhamdülillah.






YORUMLAR