Çakır ve Oral Keşke Meclis'te CHP yerine Saadet Partisi olsaydı
Saadet Partisi'nin anayasa değişikliği referandumuna ilişkin görüşleri kamuoyunda geniş yer bulmaya devam ediyor. Bugünde Karar gazetesi yazarı Elif Çakır ve Posta gazetesi yazarı Oral Çalışlar Saadet lideri Karamollaoğlu'nun başkanlık sistemine dair yaptığı değerlendirmeleri kaleme aldı. Çakır, "Keşke Meclis’te CHP yerine Saadet Partisi olsaydı" diye yazarken Çalışlar da, "Saadet Partisi'nin duruşunun daha ilgi çekici ve hatta sansasyonel bir boyut kazandığını" yazdı.
15 Şubat 2017 - 02:36 - Güncelleme: 15 Şubat 2017 - 03:20
Saadet Partisi'nin 18 maddeyi içeren anayasa değişikliği referandumu kararı kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Ak Parti ve meclis içi muhalefetin sağlıksız zeminde yaptığı anayasa tartışmalarına ilişkin ciddi uyarı ve tespitlerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun sürece yönelik ortaya koyduğu yaklaşım takdirle karşılandı.
Geçtiğimiz gün CNN Türk'te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Karamollaoğlu, söz konusu anayasa ile cumhurbaşkanına verilen yetkilerin çok geniş olduğunu ve denetlenemez hale getirildiğini vurguladı.


'ERBAKAN HOCA DENETLENMEYEN BİR BAŞKANLIK SİSTEMİ İSTEMEDİ'
Karamollaoğlu, başkanlık sistemine karşı olmadıklarını ancak bu nedenlerden dolayı evet demeyeceklerini vurgularken merhum Başbakan, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın da başkanlık sistemi istediğini ancak denetlenmeyen ve hukukun üstünde bir başkanlık sistemi istemediğini anımsatarak "önümüzde daha önemli problemler var" ifadelerini kullandı.
Karamollaoğlu, yetkilerin tek elde toplanmasını ise "Meclis güçlü olmazsa, adalet bağımsız olmazsa o zaman o güç Allah saklasın faydalı olmaz çünkü kontrol edilemez hale gelir" dedi.
SAADET'İN REFERANDUM GÖRÜŞLERİ BÜYÜK YANKI UYANDIRDI
Saadet lideri Karamollaoğlu'nun, katıldığı canlı yayın programları, basın toplantıları ve gazetecilerle gerçekleştirdiği buluşmalarda sık sık toplumsal mutabakat, kutuplaşma tehlikesi, kuvvetler ayrılığı, denetlenebilir başkanlık sistemi gibi noktalara dikkat çekip şeffat bir şekilde fikirlerini ifade etmesi millet ve medya tarafından ilgiyle takip edilirken kamuoyunda da 'Saadet Partisi'nin uyarıları ve çözüm önerilerin dikkate alınması gerekir' yorumlarına neden oldu.
.jpg)
.jpg)
ELİF ÇAKIR: KEŞKE MECLİS'TE CHP YERİNE SAADET PARTİSİ OLSAYMIŞ
Saadet Partisi'nin başkanlık sistemine dair uyarıları gazeteci ve yazarların köşelerine konu olmaya devam ediyor. Son olarak Karar gazetesi yazarı Elif Çakır da, "Keşke TBMM’de CHP yerine Saadet Partisi olsaymış ne güzel olurmuş..." dedi.
Çakır, 3 Şubat 2017 tarihli Karar gazetesinde "Keşke Meclis’te CHP yerine Saadet Partisi olsaydı" başlığıyla kaleme aldığı yazısında "Sayın Temel Karamollaoğlu tam bir ‘akil insan’ olarak çıktı ve yüzünden eksik etmediği o mütebessim hal ile, dilindeki o naiflik ile tane tane bir bir anayasa değişikliği teklifinin Türkiye’ye neler kazandıracağını, neler kaybettireceğini anlattı..." dedi.
Elif Çakır'ın 3 Şubat 2017 tarihli yazısı şu şekilde:
"Önceki akşam Ahu Özyurt’un programında Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu dinledim.
Konu, Türkiye’nin hükümet etme sistemini değiştirecek olan anayasa değişikliği paketi ve referandum süreci...
Anayasa değişikliği paketinin Türkiye’ye neler kazandıracağı ve neler kaybettireceği...
Ve Saadet Partisi’nin anayasa paketi konusundaki düşünceleri, referandum sürecinde takınacağı tavır...
Öylesine zor öylesine zorlu bir süreç ki...
Ağzını açtığın anda daha ‘a’ desen bir kesimin öfkelenmeye başladığı, ağzını açıp daha ‘b’ dediğinde ise devamını getiremeden diğer kesimin öfkelendiği bir süreçte...
Sayın Temel Karamollaoğlu tam bir ‘akil insan’ olarak çıktı ve yüzünden eksik etmediği o mütebessim hal ile, dilindeki o naiflik ile tane tane bir bir anayasa değişikliği teklifinin Türkiye’ye neler kazandıracağını, neler kaybettireceğini anlattı...
Sayın Karamollaoğlu meramını öyle güzel anlattı ki...
Mesela CHP’nin ‘cepheden karşı’, o iflah olmaz ‘Erdoğan karşıtlığı’ tavrı ve insanı gerçekten irrite eden tavrı yoktu.
Dedi ki: “Biz başkanlık sistemine kategorik olarak karşı değiliz. Bizim karşı olduğumuz şey kontrol edilemeyen başkanlık sistemi.”
“Erbakan Hoca da başkanlık istiyordu, diyorlar. Doğrudur. Ancak Erbakan Hoca denetlenmeyen ve hukukun üstünde bir başkanlık sistemi istemedi.”
Çünkü, dedi: “Kuvvetler ayrımı kâmil manada gerçekleşmezse bu ülkeye bir fayda sağlamaz.”
Sonra dedi ki: “Bana şimdi ‘Evet der misiniz?’ diye sorsanız, düşünmeden ‘Evet’ derim, ama düşünürsem ‘Hayır’ derim. O yüzden herkese söylediğim şey şudur: Lütfen düşünün. Düşünmeden karar vermeyin!”
“Ancak hala fırsat var, değişiklik olursa evet deriz. Fırsat kaçmadı, hala paketin değişebilme imkanı var, bu konuda ümidimizi kesmeyiz. Bir masanın etrafında toplanıp neden konuşmayalım?”
Ve son nokta...
“Benim fikirlerime karşı olabilirsiniz, tasvip etmeyebilirsiniz ama bu size hakaret etme hakkını da tanımaz.”
Vallahi bravo.
Billahi de bravo...
Baktım sosyal medya trollerinde falan ses yok... Hakaret yok... Saydırmaca yok..
Vatan hainliği ile suçlama yok... Kripto diye bağıranlar yok...
Ortam bildiğiniz sakin... Çıt yok, çıt...
***
İflah olmaz, söz dinlemez, ‘hayır’ cephesine baktım...
Onlarda da ses yok...
Öyle Temel Karamollaoğlu’nu başlarına taç etmeye, öyle sahiplenmeye, söylediği sözler üzerinden ‘evet’ cephesine sallamaya falan kalkışmadılar...
Söyler misiniz...
Bu size de iyi gelmedi mi?
Sizde de ‘Yahu her zaman çıksa, tane tane anlatsa...” duygusu hasıl olmadı mı?
Sizin de ağzınızdan gayriihtiyari “Valla Türkiye’de iktidar sorunu değil, ciddi ciddi muhalefet sorunu varmış kardeşim” sözleri dökülmedi mi?
***
Size bir şey söyleyeyim mi...
Program boyunca Sayın Karamollaoğlu’nun yüzünden eksik etmediği o mütebessim halini, kah kendisinin güldüğü kah konuklarını da gülümsettiği o ferahfeza, insana huzur veren, güven veren halini görünce...
Aklıma birden...
Türkiye’de Cumhuriyet ilan edilip parlamenter sisteme geçildiğinden bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olan ve Türkiye’nin değişmez ana muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi geldi.
Kutuplaştırıcı dili, ırkçı söylemleri... Bir türlü düzeltemediği dili... Yüzyıldır Meclis’te olup da Türkiye’nin geleceğine dair, sorunlarına dair bir siyaset üretememesi, toplumu sürekli kutuplaştıran, geren söylemleri, üslupları geldi.
“Başkanlık sistemi” deyince toplumu ve AK Parti’yi “kan dökülür” diyerek tehdit etmesi...
Yatıp kalkıp “Rejim değişiyor”, “Ülke bölünüyor”, “Erdoğan yargılanmaktan korkuyor” çığırtkanlıkları...
CHP ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu kusura bakmazsa...
Şöyle düşünmeden edemedim...
Keşke... TBMM’de CHP yerine Saadet Partisi olsaymış... Ne güzel olurmuş..."
.jpg)
.jpg)
Posta gazetesi yazarı Oral çalışlar ise bugünkü yazısında Saadet Partisi'nin duruşunun daha ilgi çekici ve hatta sansasyonel bir boyut kazandığını ifade etti.
Çalışlar'ın 3 Şubat 2017 tarihli "Karamollaoğlu ve referandumda kritik eşik" yazısı şu şekilde:
"7 Haziran 2015 seçimlerinde Saadet Partisi (SP) 950.360 oyla yüzde 2.06 oranına ulaşmıştı. Tekrarlanan 1 Kasım seçimlerinde tablo çok değişti: Oylar 325.978'e, yüzde ise 0.68'e düştü. Beş aylık süreçte, 625 binlik bir oy kaybı gerçekleşmiş oldu. Bu oyların gittiği esas adresin AK Parti olduğu açık.
Önceki gece, SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile, CNNTÜRK'te, Ahu Özyurt'un programında, önümüzdeki döneme ilişkin uzun bir sohbet yaptık. 3 saatlik programın, geniş bir izleyici kitlesinin ilgisini çektiğini, sosyal medyadaki hareketlilikten, hemen fark ettik.
AK Partili dostlarım, program öncesinde, “Neden şimdi Karamollaoğlu?” diyerek, serzenişte bulunan mesajlar gönderdiler. Durumdan hoşlanmadıklarını, manipülatif bir tablo gördüklerini hissettim.
Karamollaoğlu, değişiklik tasarısındaki bazı hükümlere, anlamlı, etkili eleştiriler yöneltiyor. AK Parti tabanında karşılık bulması mümkün olan, ılımlı, uzlaşmacı mesajlar veriyor: Söylediklerini şöyle özetleyebiliriz:
“Çekincelerimizi ve endişelerimizi başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Başbakan ve siyasi parti genel başkanlarına bildirdik.
Güç bir yerde toplandığı zaman adaletin tepesine ve Meclisin üstüne balyoz gibi çökebilir. (…) Yargı üzerinde vesayet olmamalıdır. Yargı, siyasi kurumlardan etkilenmemeli ki adalet kimsenin tekeline girmesin. 28 Şubat’ta yargıda askeri vesayet vardı şimdi de başka bir yerde başka bir vesayet olmasın. (…) Anayasalar yasa değildir. Bir mutabakat metnidir. Toplumun bütününün tatminini gerektirir. (…) Başkanlığa karşı değiliz ama bu haliyle evet diyemeyiz. Başkanlık sistemine karşı değiliz. Kontrol edilemeyen başkanlık sistemine karşıyız. (…) Sonuca göre TBMM'yi seçime götürmek, Meclisi vesayet altına almaktır.”
Karamollaoğlu, SP’nin duruşunu şöyle tanımladı: “Bana şimdi evet der misiniz? diye sorsanız, düşünmeden evet derim, ama düşünürsem hayır derim.”
İki taban akraba
SP tabanıyla AK Parti tabanı, yakın akraba. İki partinin seçmeni büyük ölçüde aynı zeminde. Anketler, evet ile hayır oylarının başbaşa gittiğini gösteriyor. SP'nin, 1 milyona yakın çapta bir kitleyi etkileyebilen zemini, oylamanın kaderini belirleyebilir.
SP, AK Parti tabanında hissedilen bazı soru işaretlerini tetikleyebilen bir dile ve bağa sahip. Aynı frekansa girebiliyor, aynı duyguları paylaşabiliyor, yerleşik zemini tartışmalı hale getirebiliyor.
Bu nedenlerden ötürü, SP'nin duruşu giderek daha ilgi çekici ve hatta sansasyonel bir boyut kazanıyor."






YORUMLAR